Türk sanat müziğinin efsane isimlerinden Suna Sunay’ın kızı Başak Arslan, yaşadığı derin kayıpları ve hayatın sert yüzünü müziğe dönüştürerek kendi yolunu çizen güçlü bir kadın sanatçı olarak dikkat çekiyor. Yaşanmışlıklarla beslenen şarkıları, onu yalnızca bir müzisyen değil, aynı zamanda gerçek bir hayat anlatıcısı hâline getiriyor.
05 Eylül 1981’de İstanbul’da doğan Başak Arslan, çocukluğunu film setlerinde, sahne aralarında ve dönemin usta sanatçılarının arasında geçirdi. Annesi Suna Sunay’ın sanat çevresi sayesinde küçük yaşlardan itibaren müziğin, sinemanın ve sahnenin tam merkezinde büyüdü. Bu atmosfer, onun sanata bakışını ve duygusal derinliğini şekillendiren en önemli unsurlardan biri oldu.

Eğitimini Eskişehir Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler Bölümünde tamamlayan Arslan, mezuniyet sonrasında tek bir mesleğe bağlı kalmadı. Hayatı farklı yönleriyle deneyimlemek isteyen sanatçı; çeşitli sektörlerde çalıştı, oyunculuk ve fotomodellik yaptı. Oyunculuk eğitimini ise Oda Tiyatrosu’nda aldı.
Bir dönem senaryo yazarlığına ilgi duysa da masa başında üretmek yerine hayatın tam içinde olmayı seçti. Bu tercih, ileride yazacağı şarkı sözlerinin en önemli besin kaynağı oldu.
Bir arkadaşının yönlendirmesiyle gece hayatında barmenlik yapmaya başlayan Başak Arslan, o dönemde tanıştığı bir müşteriyle evlendi. Bu evlilikten Baran adında bir oğlu dünyaya geldi. Bugün 16 yaşında olan Baran, Arslan’ın hayattaki en güçlü dayanaklarından biri oldu. Ancak bu evlilik zamanla sona erdi ve çift yollarını ayırdı.

Zor bir dönemden geçtiği sırada sosyal medya aracılığıyla tanıştığı bir kişi, Arslan’ın hayatında yeni bir sayfa açtı. Arkadaşlıkla başlayan bu ilişki, zamanla evliliğe dönüştü. Oyuncu Serdar Metin ile evlenen Başak Arslan, bu süreçte sosyal medyada daha görünür hâle geldi.
Özellikle TikTok’ta paylaştıkları samimi ve gerçek videolar sayesinde kısa sürede geniş bir kitleye ulaştılar. “TikTok fenomeni çift” ve “magazin ailesi” olarak anılmaya başladılar. Bu evlilikten Karya adında bir kızları dünyaya geldi. Karya bugün 7 yaşında.
Ancak mutluluk yine yarım kaldı. Pandemi döneminde Serdar Metin’e kanser teşhisi konuldu. Üç yıl süren zorlu tedavi sürecinin ardından Metin, 2022 yılında hayatını kaybetti. Bu kayıp, Başak Arslan’ın yaşamındaki en büyük kırılma noktalarından biri oldu.

Yaşadığı zorluklar bununla da sınırlı kalmadı. Yıllar önce kaybettiği banka kartlarının kötü niyetli kişiler tarafından kullanılması nedeniyle dolandırıcılık suçlamasıyla yargılandı. Mahkeme süreçleri, eşinin hastalığı dönemine denk geldi.
Eşinin vefatından kısa bir süre sonra iki ay cezaevinde kalan Arslan için en zor olan şey, çocuklarından ayrı kalmaktı. Ancak bu karanlık dönem, onun için aynı zamanda bir dönüşüm süreci oldu.
Cezaevinde, iki katlı ranzanın alt katında yazmaya başladı. Sayfalar doldu, kelimeler acıya; acı ise melodilere dönüştü. Dört sayfalık bir metin ortaya çıktı. İşte o an, yaşadıklarının yalnızca bir hikâye değil, şarkılara dönüşmesi gereken bir hayat olduğunu fark etti.

Sınırlı imkânlara rağmen teknolojinin sunduğu olanaklardan faydalanarak kendi bestelerini üretmeye başlayan Başak Arslan, bugün tüm dijital müzik platformlarında yer alan bir sanatçı olarak müzik yolculuğunu sürdürüyor.
Yayımlanan şarkıları arasında:
Bipolar
Düşe Kalka
Dön Yüzüm
Beddua Senin Kaderin
Geceyi Yak
bulunuyor. Cezaevinde kaleme aldığı şarkılarını ise henüz yayımlamayan Arslan, bu eserlerin zamanı geldiğinde dinleyiciyle buluşacağını belirtiyor.
Başak Arslan’ın hikâyesi; abartılmış bir kurgu değil, dramatize edilmemiş gerçek bir yaşamın müziğe dönüşmüş hâli. Onun şarkıları bir imajın değil, acıların, direnişin ve yeniden ayağa kalkmanın sesi.

YouTube:
https://youtube.com/@basakarslanmusic
TikTok:
https://www.tiktok.com/@basakarslan81
Instagram:
https://www.instagram.com/magazinyildizi_5
Spotify:
https://open.spotify.com/artist/62laNCCnMOV4hZdAROVOk3