SETA, 29 Haziran 2026 tarihinde Rıfat Öncel tarafından NATO’nun 2026 Ankara Zirvesi: Gündem ve Beklentiler adlı analiz yazısını yayınladı.
7-8 Temmuz arasında gerçekleşecek olan NATO’nun Ankara Zirvesi hem İttifak hem de Türkiye açısından tarihi bir önem taşımaktadır. Beşinci yılına giren Rusya-Ukrayna savaşında barışa ulaşılamazken ABD/İsrail-İran savaşı ve Ortadoğu’daki genel istikrarsızlık güvenlik ortamını daha da kırılgan hale getirmiştir. Amerikan yönetimi ile Avrupalı müttefikler arasında ortaya çıkan çatlak ise İttifak açısından daha farklı sınamaları beraberinde getirmiştir. Bu çerçevede NATO’nun geçmişte olduğu gibi günümüzde de karşı karşıya bulunduğu tehditlere etkin biçimde yanıt verebilmesi için güçlü askeri kabiliyetlerin yanı sıra kolektif savunmanın gerektirdiği siyasi dayanışmayı muhafaza etmeye de ihtiyacı vardır.

Günümüz çatışma ortamının dinamikleri ve transatlantik ilişkilerde yaşanan gerileme bu iki unsuru da geçtiğimiz dönemde zedelemiştir. NATO, Rusya’nın Ukrayna’yı işgale başladığı Şubat 2022’den bu yana söz konusu alanlarda güçlü adımlar atmaya gayret etmiştir. Ankara Zirvesi bu adımların etkinliğinin değerlendirilmesi, yeni ve daha güçlü tedbirlerin alınması ve siyasi dayanışmanın artırılması bakımından kritik bir işleve sahip olacaktır. Benzer şekilde transatlantik ilişkilerdeki tansiyonun düşürülmesi ve bunların çözümüne dönük uzun soluklu mekanizmaların teşkil edilmesi amaçlanacaktır. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun Ankara Zirvesi’nde “açıklığa kavuşturulması ve düzeltilmesi gereken meselelerin” olduğunu ve bu sebeple tarihin en önemli zirvesi olma potansiyeli taşıdığını belirtmesi şaşırtıcı olmamıştır. Türkiye açısından ise Ankara Zirvesi hem İttifakın öncelikleri konusunda ilerleme sağlamak hem de ortaya çıkan yeni sınamalar karşısında çözümler üretmek için bir işlev görecektir. Geçtiğimiz on senelik dönemde Türkiye’nin NATO içindeki konumu yükselirken Avrupa güvenliği bakımından önemi de artmıştır. Bu durum Rusya’nın Ukrayna’yı işgal harekatının ötesinde temellere sahiptir. Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), NATO içerisindeki en büyük ikinci ordu olma konumunu muhafaza ederken komando birliklerinin artırılması da dahil olmak üzere personel kapasitesini genişletme eğilimine girmiştir. Buna paralel olarak Türk savunma sanayii üretim kapasitesini yükseltmekte ve NATO müttefikleriyle savunma iş birliklerini artırmaktadır. Türkiye’nin jeostratejik konumu ve Türk boğazları üzerindeki kontrolü ise İttifakın güney kanadında meydana gelen sınamalar karşısında Ankara Zirvesi’nin zamanlamasına stratejik bir anlam kazandırmaktadır.

Ankara Zirvesi, NATO için hem askeri yetenekler hem de siyasal dayanışmanın test edildiği bir dönemde gerçekleşmesi nedeniyle kritik bir önem taşımaktadır. Bu kapsamda şu başlıkların gerek zirvenin ana gündemini gerekse alınabilecek kararları yakından etkileyebileceği değerlendirilebilir: • Müttefiklerin savunma yatırımlarındaki artışın değerlendirilmesi ve bununla alakalı olarak daha adil bir transatlantik yük paylaşımına ulaşılması hususundaki ilerleme; bu kapsamda Avrupalı müttefiklerin özellikle ABD’ye yüksek derece bağımlı oldukları stratejik sistem ve platformlar konusunda kaydettikleri ilerlemeler önem arz etmekte. • Ukrayna’nın savaşı sürdürme yeteneklerinin korunmasına yönelik tedbir ve yardımların sürekliliğinin sağlanması; NATO’nun geçtiğimiz sene uygulamaya koyduğu PURL gibi girişimlerin etkinliğinin değerlendirilmesinin yanı sıra yeni yardım paketlerini fonlayacak müttefiklerin belirlenmesi. • Transatlantik ölçekte savunma sanayii iş birliğinin önündeki engellerin kaldırılması, mevcut iş birliklerinin derinleştirilmesi ve yeni iş birliği alanlarının tespiti; bu kapsamda özellikle modern muharebe sahasından elde edilen dersler ışığında spesifik ortak savunma teknoloji yatırımlarına hız kazandırılması; benzer şekilde finansal kaynakların somut askeri yeteneklere dönüştürülmesi konusunda çalışmaların gerçekleştirilmesi. • Müttefikler arasında siyasal dayanışmanın güçlendirilmesi ve bu kapsamda sorun oluşturan unsurların elimine edilmesi; daha adil yük paylaşımını teşvik edici uygulamaların belirlenmesi. • Türkiye’nin ev sahibi olması dolayısıyla güney kanatta ortaya çıkan istikrarsızlıklara karşı Güney Komşuluk Eylem Planı ve İstanbul İş Birliği Girişimi gibi NATO bünyesinde yürütülen girişimlerin etkinliğinin değerlendirilmesi.
Daha Fazlası https://www.setav.org/natonun-2026-ankara-zirvesi-gundem-ve-beklentiler