NÜKTEDAN HİKAYELER 4

KAYSERLİYE DİŞLERİNİ SATAN YAHUDİ

Bir tarihte Kayseri’ye Moiz adında bir Yahudi tüccar gelmiş. Ticaret yapmak için Kapalıçarşı’da bir dükkân tutmuş. Mekân komşularına sormuş; ‘Bu çarşıda en çok kimden çekinmeliyim?’

Birkaç dükkân ötesini gösterip:

‘Bak, orada bir Ahmet Ağa var, onun yanına desturla yanaş’ demişler. Moiz gitmiş Ahmet Ağa’nın yanına. Dükkân bomboş:

– Ne iş yaparsın Ahmet Ağa?

– Her şeyi alıp satarım.

– O da ne demek?

– Mesela, kabul edersen senin dişlerini satın alırım.

– Olur mu öyle şey?

– Neden olmasın? Dişlerine 10 altın veririm. Ömrünün sonuna kadar ağzında kalsın, öldükten sonra benim olsun.

Moiz içinden:

‘Bu saf adama mı kurnaz diyorlar’ diye gülmüş iyi ki bu Kayseri’ye gelmişim, çok güzel paralar kazanırım diye içinden geçirmiş, ‘Kabul, ver 10 altını’ demiş.

Aradan birkaç gün geçmiş. Ahmet Ağa yanında iki-üç kişiyle Moiz’in dükkânına gelmiş:

‘Dişlerine müşteri çıktı. Malı görmek istiyorlar! Aç ağzını!’

Moiz, ‘Hani dişlerim ölünceye kadar benimdi’ diye kızmış.

Ahmet Ağa, ‘Canım ölümünden sonra teslim etmek üzere satacağım’ demiş. Müşteriler Moiz’in dişlerine 12 altın vermişler, Ahmet Ağa az bulup reddetmiş.

Ertesi gün Ahmet Ağa bir başka müşteri grubuyla yine Moiz’in dükkânına damlamış. Yine dişleri muayene, yine pazarlık, müşteriler 15 altına çıkmış, Ahmet Ağa yine reddetmiş.

Üçüncü gün başka müşteri, dördüncü, beşinci gün…

Sonunda Moiz patlamış: ‘Beni hayvan pazarında dişleri kontrol edilen eşek durumuna düşürdün. Al şu 10 altınını!’

Ahmet Ağa gülmüş:

‘Olur mu? Bu dişler 20 altını gördü. 30’dan aşağısına geri vermem.’ Moiz çaresiz; her gün ağzını kontrol ettirmektense 30 altın vermeyi tercih etmiş.

Ahmet Ağa gülmüş: ‘Gördün mü? Ben sana her şeyi alıp satarım dediğimde inanmamıştın!*

***

Mahir…

Onu hiçbir sınıf arkadaşı sevmiyordu. Çünkü derslerine asla çalışmayan, tembel ve bön bir çocuktu. Özellikle öğretmeni hiç sevmiyordu…

” – Beni delirtiyorsun” diye hep kızıyordu Mahir’e.

Bir gün Mahir’in annesi okula geldi. Öğretmeni ile görüştü. Öğretmen dürüstçe:

 “- Çocuğunuz ders çalışmayan, aptalca şeyler yapan bir çocuk.  Notları da düşük, hayatımda bunun kadar tembel bir öğrenci görmedim” dedi.

Annesi çok şaşırdı, Mahir’i okuldan aldı ve Kayseri’ye taşındılar.

Aradan 25 yıl geçti. Öğretmen de Kayseri’ye tayin olmuştu. Bir gün öğretmen ağır bir kalp krizi geçirdi. Bütün doktorlar ameliyat olması gerektiğini söylediler. Bu zor bir ameliyattı ve Kayseri’de ameliyatı yapabilecek tek bir cerrah vardı.

Öğretmen ameliyat oldu. Gözünü açtığında karşısında yakışıklı cerrah ona gülümsüyordu. Öğretmen tam teşekkür edecekti ki suratı morarmaya başladı. Bir şey söylemek için elini kaldırdı ama söyleyemeden küt diye öldü.

Cerrahın Mahir çıkacağını sandınız değil mi?

Yapmayın, komik olmayın…

Doktor şaşırdı. Ne olduğunu anlamaya çalışırken bir baktı ki o da ne?

Odaları temizleyen Mahir, solunum cihazının fişini çekip elektrik süpürgesini takmış.*

________

*alıntı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir