NÜKTEDAN HİKAYELER 2

Geçen haftanın devamı…
Heybesinde yağ ile bal olan, sırtında hamile bir kadını taşıyan deveyi, oralardan geçen atlı yolcu gerçekten görmemişti. Yalan söylemiyordu. Peki görmediği devenin yükünü, sırtında hamile bir kadın olduğunu nerden bilebilirdi.
Şöyle ki efendim. Hikayeye kaldığımız yerden devam edelim.
…Yolcu yine sakin bir eda ile, adamın fal taşı gibi açılan gözlerine bakarak,
“Görmedim” demiş…
“Bu yol genellikle ıssız bir yoldur. İlerde yol kenarında bir su kuyusu var. Orada yalnız bir deve izi dikkatimi çekti. İncelediğimde gördüm ki devenin çöktüğü yerde heybenin yere değen izlerinin birinde karıncalar birikmişti. O karıncalardan, heybeden sızan şeyin yağ olduğunu anladım. Diğer taraftaysa sinekler toplanmıştı. Oraya sızan şeyinde bal olduğunu sineklerden anladım.”
Adam şaşkınlıkla sormuş. “Peki yolcunun bir kadın, hem de hamile olduğunu nasıl anladın?”
“Kadın olduğunu ayak izlerinden, hamile olduğunu da çöldeki idrarından anladım.”
Eskiden iz takibi konusunda ustalaşan başarılı, mahir yol rehberleri için söylenen meşhur bir söz varmış.
“Havayı koklayarak uçan kuşun izini bulurlar…” denirmiş.


ÜÇ DEĞİL BEŞ HIYAR
12 Eylül Döneminde Ali Baransel sadece TRT’den değil, tüm basın yayından sorumlu olarak atanır. Bir gün gazetelerden birinde bir fıkra yayınlanır.
Kenan Evren bu fıkrayı görünce çılgına döner. Fıkra şöyledir;
Augusto Pnochet’ye sormuşlar; “Darbe yapmak mı daha kolaydır, yoksa hıyar turşusu yapmak mı?”
Uzman, soruyu cevaplamış: “Darbe yapmak daha kolaydır. Çünkü hıyar turşusu yapmak için aynı boy taze hıyarları seçeceksin, onları uygun kıvamda tuz, limon, sirkeli suyun içinde uygun süre bekleteceksin, vs, vs, oldukça uzun iş. Ama darbe yapmak için üç hıyarı yan yana getirmek yeterlidir.”
Kenan Evren bu fıkrayı okuyunca derhal Ali Baransel`i çağırır, başlar bağırmaya; “Bu ne rezalet! Böyle bir saçmalığın yayınlanmasına nasıl izin verirsin? Neden kontrol etmiyorsun?”
Ali Baransel ne olduğunu anlamak için gazetedeki fıkraya bir göz atar ve:
“Paşam, boşuna üzülüyorsunuz, bakın burada üç hıyar diyor, beş hıyar demiyor ki.”
Bunun üzerine Kenan Evren gazeteyi alıp fıkraya tekrar bakınca hak verir:
“Evet ya, doğru diyorsun” diyerek basar kahkahayı…*


*Alıntı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir