OKULLARIN MEVSİMLİK SORUNLARI

OKULLARIN MEVSİMLİK SORUNLARI
Kalem tutan eller dert görmesin diyor çok eski bir dost olan okul müdürü arkadaşım. Ben de ona bir eğitim gönüllüsü olarak dedim ki: “Kalem tutan eller çok genel bir cümle olmaz mı? Hak ve hakikat için, adalet ve insanlık için kalem tutan eller diyerek sınırlandırsak nasıl olur?” Biraz zor oldu ama sonunda anlaştık.
O okul müdürü arkadaşım:
“Güz geldi, havalar soğumaya başladı, okullarımızın her mevsim ayrı bir derdi var. Bu hafta bunlardan bahsedelim ne dersin?” Diye sordu.
“Eyvallah zaten işimiz bu, eğitimin sorunlarına dikkat çekmek. Şimdi söyle bakalım, neymiş bu mevsimlik dertleriniz?”
“Aslında tüm okulların 4 mevsim, 365 gün sorunu bitmez. Onlardan biri de yardımcı personel ihtiyacı. Artık bunu herkes biliyor. TYP gibi geçici çözüm yolları ‘hiç yoktan iyidir’ kabilinde okulların ihtiyacını gideriyor. Fakat her zaman göz ardı edilen, zaman zaman acil ihtiyaç olan teknik eleman ihtiyacı önemli bir başka mesele. Geçenlerde okul güvenliği için gelen polis arkadaş görev yapacağı okulla ilgili bir form dolduruyordu. Sorulardan biri de, okulunuzda kaç tane güvenlik kamerası var? Çalışmayan kamera var mı? Sayıları söyleyince, memur arkadaş şaşırdı. Bunların tamir edilmesi için Milli Eğitimin teknik ekibine haber verseniz de hemen yapılsa olmaz mı? Bu sefer şaşırma sırası bendeydi:
“Efendim(!) Milli Eğitimin teknik ekibi mi? O da ne ola ki? Meğer Emniyet Müdürlüğünün böyle bir yapılanması varmış. 7/24 Karakolların, emniyet binalarının güvenliği çok önemliymiş. Güvenlik sistemlerinde, kamera sistemlerinde oluşabilecek arıza ve aksaklıkların hemen giderilmesi için müdahale eden, bölge destek ve hizmet teknik ekipleri varmış. İmrendim doğrusu. Özellikle hiç bir geliri ve ödeneği olmayan ilk ve ortaokulların bu sorunu nasıl çözeceklerini kara kara her yıl nasıl düşündüğümüze, sesimizi kimseye duyuramadığımıza hayıflanıp kaldım.”
Okul müdürü arkadaşımın sözünü kesip müdahale ettim. “Unuttun mu? Siz üvey evlatsınız. Bekleyin bakalım bir çözüm yolu bulunur elbet.
“Nasıl olsun üstadım. Ödenek yok, gelir yok, veliden bağış, destek istemek yasak.”
Sahi bilen varsa beri gelsin. Liselere ödenek veren zihniyet, neden ilkokul ve ortaokullara vermez ki?
Neyse okul müdürü arkadaşımızı dinlemeye devam edelim.
“Pandemi dolayısıyla 7 aydır sınırlı gelir kaynağımız olan kantin ve servis geliri de artık yok. Bu okullar beş kuruş parasız pulsuz ne yapar diye soran bir Allah’ın kulu da yok. Kış geliyor, kaloriferler yanacak. İş sağlığı güvenliği kapsamında belgeli ve yetkili personelin kazan dairesinden sorumlu olması zorunluluğu var. Bu sorumluluk okul müdürüne ait. Okul müdürü ne yapsın? Bırakın sertifikalı elemanı. Bu işi yapabilecek sağlam, sağlıklı, özellikle erkek elemanı olmayan yığınla okul var.
Bu sorunun çözümü çok mu zor? Herhalde çok zor olmasa gerek. Aslında çok kolay. Her okulun bünyesinde kadrolu teknik anlamda eli iş tutan kabiliyetli erkek elemanlar yetiştirilerek okullarda sözleşmeli olarak istihdam edilebilir. Bu kişiler hem okulun ufak tefek tadilat tamirat işlerini yapar, kazan dairesinin sorumluluğunu belgesini ve eğitimini alarak üstlenmiş olur. Hemde yardımcı personel olarak okulun temizlik işlerinde görev alır. Tabi bu insanlar işe alınırken beceri ve kabiliyetine göre seçilir. Referansları sadece yetenekleri olur. Değilse bu kişiler birilerine güvenerek, iş yapmak şöyle dursun, gittikleri yerlerde okulların ve idarecilerin başına bela olurlar. O yüzden hem becerikli hem de sözleşmeli olarak istihdam edilmeleri önemli bir husustur.”
“Bir dokun bin ah işit lafı herhalde bu olsa gerek. Bu seferlik bu kadar yeter. Tüm sorunları bugün çözmeyelim dostum. Devamını ilerleyen zamanlarda hallederiz.
Slm ve dua ile…”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir