Image

Benimle birlikte yedi çocuğun annesi, ailemizin çınarı annemin 10. ölüm yıl dönümüne ithafen…

Eylül, insan ismi olarak da çok beğendiğim bir isim. Bir zariflik, bir naiflik aynı zamanda bir hüzün barındırır içinde.

Mevsimler ve aylar da insan hayatının evreleri gibi gelir bana. İlk baharın yeşilliği doğumu, canlılığı, hareketi anlatırken, yaz mevsimi gençliği, deli kanlılığı, hırçınlığı çağrıştırır.

Son bahar Eylülle başlar. Artık hırçınlıktan, hareketten, kavgadan, ateşten, dinginliğe giden bir yoldur sonbahar ve onun başlangıç ayı Eylül.

“Otuz beş” yaşı yolun ortası kabul eden Cahit Sıtkı eminim ki Eylül’ü de ortanın sonu, sonun başlangıcı kabul ederdi.

Eylül, hazan mevsiminin başladığı ay. Hazan; yani hüzün. Kısalan günler, sararan yapraklar, yağan yağmurlar ve esen serin rüzgarlar hangimize hüzün vermez ki?

Bir de en sevdiğinden bu ayın tam da ortasında ayrılmışsan daha da katmerlerinir hüznün ve hiç kapanmaz o yara, hiç doldurulamaz o boşluk. Bu işin kişisel hüzün tarafı.

Bir de toplumsal yaralar vardır bu ayda. Gencecik fidanların bir sağdan bir soldan koparıldığı günlere de bu ayda başlanmıştır. Kim bilir kaç yüz gencin idam fermanı bu ayda çıkarılmıştır. O gençler milletin gönlündeki yerini korurken, failleri  tarihin bataklığındaki yerini almıştır.

Eylül işte böyle bir ay. Edebiyatta roman ismi olmuş. Her şair ya direk adı ile başlayan şiirler yazmış ya içinde mutlaka geçmiştir şiirlerinin birinde.

Mesela Hilmi Yavuz, ” eylül! kırılgan mevsim!” diye seslenmiş eylüle.

Murathan Mungan,

Adını arayan rumuz

Eylüllerden yaz yap bana

Bir dönümlük bir dünyada

Şiirim mıntıka temizliği

Cam şişelere koyduğum

Eylüllerden yaz yap bana.”

Ümit Yaşar Oğuzcan,
“Bir eylüldü başlayan içimde

Ağaçlar dökmüştü yapraklarını

Çimenler sararmıştı

Rengi solmuştu tüm çiçeklerin

Gökyüzünü kara bulutlar sarmıştı

Katar gidiyordu kuşlar uzaklara

Deli deli esiyordu rüzgar

Dağılmıştı yazdan kalan ne varsa

Yaşanmamış bir mevsim gibiydi bahar.”

Ataol Behramoğlu,

“Eylül sabahının serinliğini

Yaprakların serinliğini

Ciğerlerime dolduruyorum

Sessizlik ve serinlik

Birleşiyor

Yıkanmış güvercinler

Ve çok uzakta bir tren sesi

Her zaman yeniden başlamak duygusu

Doğuyor içimde

Her uyanışımda

Düşmanlarımı bağışlıyorum

Daha çok seviyorum dostlarımı

Her uyanışımda

Eylül sabahının serinliğini

Yaprakların serinliğini

Yüreğime dolduruyorum.”

Ve eylül üzerine söylenmiş sözler;

“Eylülde aşk, eylülde acı, eylülde yalnızlık zordur,

Eylülde her şey zordur, ben eylülü onun için severim…”

“Dedim ya, Eylül’dü. Savruluşu bundandı kimsesizliğimin.” Cemal Süreya

“En güzel hikayeyi kendisine anlatacak bir Eylül kalmış gibi, en ağır hikayeyi dinlemek Eylül’ün sırtına kalmış gibi.”
“Bir güz yazısı yazmaya kalkışan her yazarın yolu dönüp dolaşıp Eylül’ün bahçesinden geçer de en güzel cümlesi hangisidir bu romanın, bir türlü kestirilemez: “Her şey çürüyor, her şey.” Bu mu ifade eder en güzel Eylül’ü?” Nazan Bekiroğlu

“Bırakırsın acı anıları, hepsini katarsın eylül rüzgarlarının önüne. Dipdiri, güçlü, en taze, en yeni duygularla dolu çıkarsın ana yola.” Oktay Akbal

“Bir ölüm vefalı, bir de sonbahar…” Cahit Zarifoğlu

“Eylül toparlandı gitti işte. Ekim filan da gider bu gidişle.” Turgut Uyar

“Eylül bir ay değil, bir aylık ayrı bir mevsim.” Haşmet Babaoğlu

“Herkesin yapraklarını döktüğü bir Eylül’ü, her ömrün bir güzü vardır.”

Daha nice şiir, yazı, özlü söz daha nice aforizma var Eylül adına.

Benim için ise, hüzün ayı: EYLÜL.

Eylülü yazmama vesile; bu yazıyı yazan kişiyi dünya ile buluşturan, bir on yıl geçti ama kaç on yıl geçerse geçsin yeri dolmayacak olan CANIM ANNEMİN ölüm yıl dönümü olması.

Yazıyı okuyan siz değerli okurlarımdan Fatiha istirham ediyorum.

Selam ve dua ile…