ÖNCE SAĞLIK SONRA OKUL
“Önce sağlık sonra Eşref Sağlık” derdi, bize göre erken bir yaşta kanserden kaybettiğimiz merhum öğretmen arkadaşımız. Mekânı cennet olsun. Yazımıza konu olan başlık sayesinde dostumuzu rahmetle yad etmiş olalım.
Geçtiğimiz hafta 1 milyon öğretmen okullarda işbaşı yaptı. Gerçekten özlemişlerdi okullarını, arkadaşlarını, hele hele öğrencilerini.
Duydukları hasret, heyecan gözlerinden okunuyordu çoğunun. Yüzlerinden, bakışlarından belliydi kimilerinin.
En kısa zamanda sağlıklı, güzel günlerde öğrencilerine kavuşma arzuları konuşmalarına, dualarına ayrı ayrı yansıyordu her birinin.
Seminer çalışmalarının ilk haftasını geride bıraktığımız bugün, okullardan vaka sayıları gelmeye devam ediyor. Uzaktan telafi eğitimiyle başlayacak olan yeni eğitim öğretim yılının bu ilk haftasında öğretmenlerinde okullara gitmeden uzaktan eğitim ve seminer faaliyetlerini internet ortamında yapmaları hem tedbir için, hem de yükselen salgın tehlikesine dikkat çekmek için elzemdir diye düşünüyorum.
Endişe veren bir hızla artarak yaygınlaşan salgına rağmen, salgınla mücadele kurallarını hiçe sayan umursamaz tutumlar, maalesef hemen her gün ekranlara yansıyor.
Toplumun genelinde oluşmaya başlayan gevşeme ya da yılgınlık, adına ne dersek diyelim, rakamlara hızlı bir şekilde yansıyor. Hâlbuki, biraz daha sabır, dikkat ve tedbirle daha iyiye doğru bir seyir alacaktır, salgınla mücadelemiz.
Değilse 20 milyon öğrenci, 1 milyon öğretmen hasretle kavuşmayı beklemeye; alacağı üç kuruşu bekleyen binlerce ücretli öğretmen ve İŞKUR personeli işe başlayacağı günü beyhude beklemeye devam edecektir. Tabi artan hastalık oranlarının ekonomiye verdiği zarar, insan sağlığında bıraktığı kalıcı hasar, 6.000’i aşan ölüm vakası, tüm dünyada hızla artan vaka ve ölümler işin çok daha vahim olan asıl önemli boyutu.
Bir eğitimci gözüyle baktığımızda vardığımız sonuç şu; salgınla mücadelede tam anlamıyla başarılı olmadan okulları açmak, çok gerekli, hayatî bir konu değildir. Unutmayalım her işin başı sağlık. Onu tam anlamıyla sağlamadan 20 milyon çocuğunuzu, gencimizi tehlikeye atmanın hiçbir gereği yok.
İnsan eğitimi okul duvarlarına sıkıştırılmış bir süreç değildir. Başta aile yuvası olmak üzere, hayatın her alanı eğitimin vazgeçilmez bir parçasıdır.
Evde aile içi etkileşimli eğitim, uzaktan eğitim, teknolojinin imkanlarından faydalanarak yapılacak eğitimle, bu mücadele süreci daha az hasarla atlatılabilir.
Mesela, çocuklarımıza ve ailenin diğer fertlerine okullardan uzak kalınan şu günlerde okuma alışkanlığı kazandırmak için toplum olarak topyekûn OKUMA SEFERBERLİĞİ başlatılabilir. Eğitimin en önemli ve öncelikli hedeflerinden biri olan okuma alışkanlığı, her yaştan insanın en çok ihtiyacı olan ve bizim millet olarak dünya ölçeğinde çok gerilerde olduğumuz bir konudur. Az okuyan bir millet olarak bu izole günlerimizi, yapılacak bir seferberlikle eşsiz bir fırsata dönüştürebiliriz.
Eğitimin her kademesinde, tamamen akademik kaygılardan uzak, milletçe başlayacağımız okuma seferberliği ve bu sayede kazanılacak okuma alışkanlığı, inanın tüm eğitim öğretim yılının en büyük kazanımı olacaktır.
Bu alışkanlığı kazanma ve kazandırma konusunda en az öğrenciler kadar biz ebeveynlerinde ihtiyacı olduğunu vurgulamak istiyorum.
Bu şekilde başarılı bir izole ve uzaktan eğitim dönemi bir kayıp değil, aksine büyük bir fırsat ve kazanç olacaktır.
Kanuni Sultan Süleyman’ın hastalık anında söylediği, tarihe altın harflerle yazılan şu sözü, kulaklarımıza küpe niyetine satırlarımızın sonuna ekleyelim.
“Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi,
Olmaya devlet cihanda, bir nefes sıhhat gibi.” MUALLİM NÂME