Slogan belli, “Bundan sonra hiç birşey eskisi gibi olmayacak.” Merak ediyorum ne değişecek? Okulların boyası mı, koridorları mı, sınıfları mı koronaya dayanıklı hale getirilecek. Bunları yazarken bir eleştiri falan içerisinde değilim. Sadece normalleşmeye biraz katkım olsun istiyorum.

Çocuklar sosyal mesafeye uygun olarak mı sıra olacak ve İstiklal Marşımızı okuyacak. Teneffüslerde yine sosyal mesafeye uygun mu koşacak, oynayacak, gülecek, eğlenecekler.

Dersler nasıl olacak peki? Öğretmenler de dahil olmak üzere maske kullanarak mı ders yapılacak. Sınıftaki oturma düzeni nasıl olacak? Bir sıra boş bırakılıp mı oturulacak? Normal eğitim yapan okullar ikiliye döndürülüp sınıflar ikiye mi ayrılacak?

Öğretmen odaları nasıl olacak? Bir metre mesafe ile mi çaylar içilecek? Beden Eğitimi derslerinde nefes alıp verme sayısı artacağı için buna yönelik ek tedbirler mi alınacak?

Bunların hepsi olmasa dahi büyük bir kısmının uygulanmayacağının hepimiz farkındayız. Bu sosyal yaşama aykırı. Bu pedegojiye, sosyolojiye, pisikolojiye aykırı.

O halde ne yapmalı? Haziran döneminde okullar açıldı diyelim. Fiili bir durum var. Birincisi veliler çocukları okula gönderir mi? İkincisi ilk kez yaşandığı için tecrübemiz yok tekrar hızlı bir şekilde yayılır mı? “Attığımız taş ürküttüğümüz kurbağaya değer mi”

Bu konularda çok büyük tecrübe kazanan ve gönlümüze su serpen “Bilim Kurulu” ve gözü kan çanağı olmuş, işinin başında bir Sağlık Bakanımız var. Diğer tarafta ömrünü eğitime adamış bir Milli Eğitim Bakanımız ve Şehir Hastaneleri gibi bir şahesere imza atarak vizyon sahibi bir Cumhurbaşkanımız var.

Elbette alacakları kararlar halkımız ve ülkemiz yararına olacaktır. Bundan en ufak bir şüphemiz yok.

Ben biraz olabilecekleri veya olamayacakları sesli olarak düşündüm. Şuan değil ama inşallah bu hastalıktan kurtulduktan sonra hayatımız eski haline kavuşacak. Okullarımız bu tecrübeyi de dikkate alarak eski haline dönecek. 

İş sağlığı ve güvenliğine daha fazla kafa yoracağız. Mevcut halinden çok daha ileri noktalara taşıyacağız. Okulların hijyen konusu daha bir önem kazanacak. Bu noktada doğru, hiç birşey eskisi gibi olmayacak ancak sınıfımıza girip normal dersimizi yapacağız. Çocuklarımız oyunlarını rahat bir şekilde oynayacak.

Sosyal hayatta normale binecek. Pikniğe gideceğiz. Tatile çıkacağız. Güleceğiz, ağlayacağız. Maç yapacak, toplantı yapacak, sinemaya, tiyatroya gidebileceğiz.

O halde buyurun şu mübarek gün ve anda inşirah suresini bir kez daha tefekkür ederek okumaya. Elem neşrah leke sadrek. Ve vada’nâ anke vizrek. Ellezi enkada zahrek. Ve refa’nâ leke zikrek. Feinne me’al’usri yusrâ. İnne me’al’usri yusrâ. Feizâ ferağte fensab. Ve ila Rabbike ferğab.

Ey Muhammed!) Senin göğsünü açıp genişletmedik mi?

Üzerinden kaldırmadık mı?

Belini büken yükünü.

Senin şânını yükseltmedik mi?

Şüphesiz güçlükle beraber bir kolaylık vardır.

Gerçekten, güçlükle beraber bir kolaylık vardır.

Öyleyse, bir işi bitirince diğerine koyul.

Ancak Rabbine yönel ve yalvar.

Bizi yaratan bizi bizden daha iyi biliyor ve tanıyor. … “Şüphesiz güçlükle beraber bir kolaylık vardır.” … “Öyleyse, bir işi bitirince diğerine koyul.” Selam ve dua ile. Allaha emanet.

İlhan Eranıl/ Muallim