divit hokka ile ilgili görsel sonucu

İnsanoğlu farklılıklara çok çabuk adapte oluyor. Şöyle bir bakıyorum da Korona ülke gündemine gireli bir aydan fazla oldu. Okullar tatil edildi. Uzaktan eğitim başladı. Devlet dairelerinde esnek modele geçildi.

Zamanla altmış beş yaş üstüne sokağa çıkma yasağı geldi. Sonra yirmi yaş altına yasak geldi. Birileri tüm ülkeye sokağa çıkma yasağı istedi. Bu olmadı ama hafta sonları sokağa çıkma yasağı geldi. 23 Nisan resmi tatili ile birlikte dört günlük bir sokağa çıkma yasağı geldi.

Bu gün dördüncü gün. Sanki buna da alıştık ne dersiniz? Uzun süreli olmadığı sürece sıkıntı yok dediğinizi duyar gibiyim. Tabi esnafı, tüccarı, çiftçiyi yani sosyal dinamikleri de düşünmek durumundayız. Allah korusun çark durduğu an bu sefer de başka sıkıntılarla uğraşmak durumunda kalacağız.

Şimdi evde kalınca tabi farklı paylaşımlarda beraberinde geliyor. Ekmek yapan bir erkek resmi. Genellikle mutfaktan görüntüler. İlk kez denenen tatlılar, pideler nasıl olmuş diye fotoğraflarla servis ediliyor.

Watsap mesajları 7/24 devam ediyor. Aile gruplarında biraz önce bahsettiğim şekilde paylaşımlar yapılıyor. Daha çok yemek, hal hatır tarzı mesajlar. Diğer gruplarda çok derin fikri tartışmalar oluyor. Klavye başında olmak yüz yüze olmak gibi değil. Normalde karşılıklı konuştuğunuzda problem olmayan bir konu sosyal paylaşım sitelerinde krize dönüşebiliyor.

Bulunduğun zamana, mekana uyumdan söz etmiştim. Bu durumu sizlerde dönem dönem yaşamışınızdır. Askere gittiğim ilk günü hatırlıyorum da, biraz ürkek, biraz ne yapacağını, nelerle karşılaşacağını bilememenin tedirginliği, yeni bir ortamın heyecanı daha dün gibi gözümün önünden birer birer geçti. Edremit’e inince biraz oyalandım. Sonra Tugay’a gittim. Kaydımızı aldılar ve koğuşa götürdüler. Buraya kadar yine her şey normal. Saçımı daha önceden kısalttırmıştım. Haki elbiseleri giyince aynaya baktığım anı hatırlıyorum. Herkes sanki bir tornadan çıkmış gibi geliyor. Simaların farkını alışmaya başladıktan sonra fark ediyorsun. İlk zamanlar karavanaya alışamadığım için subay gazinosunu keşfetmem çok uzun sürmemişti mesela.

Burada askerlik anısı anlatacak değilim elbette. Güzel dostluklar kurduğum, çok fazla kitap okuduğum, bir anda 25/30 kg aldığım bir yer. İnsanların yaşaması gereken farklı bir ortam, farklı bir deneyim olduğunu söyleyerek bu kısmı noktalayayım.  

Yalnız olarak ilk yurt dışına çıkışım onun heyecanı. İki gün geçmeden oraya dahi alışma evreleri. Demem o ki, sokağa çıkma yasağına da alıştık ama temennimiz bir an önce sosyal hayata tekrar kavuşmak. Rabbim korona virüsünden ülkemizi ve tüm insanlığı bir an önce kurtarır diye dua etmeye devam edeceğiz.

Buda geçer ya huu diyelim inşallah. Uzun yıllar oldu evde üç gün üst üste iftar yapmadığımız. Bunun da böyle bir güzelliği oldu. Çocuklarla birlikte salata yapıyoruz. Kur’an okuyoruz, kitap okuyoruz. Film izliyoruz.

Amerika’da milyonlarca insanın evsiz olduğunu düşününce, biz başımızı sokabileceğimiz bir evimiz var diye ne kadar şükretsek azdır. Ramazan için genellikle izin alıyorduk şimdi evde oruç tutuyoruz bu da ayrı bir güzellik.

Ne kadar pozitif bakıyorsun diyenleriniz olabilir. Korona dışında her şeyin pozitifi iyidir. Geçenlerde Necdet Subaşı hocam paylaşmıştı. “Arkadaşlar korkmayın! Vaktinden önce ölmek mümkün değil. Rahat olun.” diye. Daha ne olsun ki; vaktinden önce ölüm yok.

Efendim, Allah sağlık, sıhhat ve uzun ömürler versin vesselam. Selametle. Allaha emanet olunuz.   

                                                                                        İlhan Eranıl

                                                                                               Muallim