MESLEKÎ DİNDARLIK 4
Daha önce üç hafta üst-üste MESLEKÎ DİNDARLIK başlığıyla izah etmeye çalıştığımız, mesleki ahlakın temelini oluşturan ilkeleri nazar-ı dikkate sunmaya çalışmıştık.
Bu milletin medeniyet köklerinden beslenerek, kıyamete kadar gelecek kuşaklara taşıyacağı güzelliklerden sadece bir örneği bu hafta burada paylaşmak istedim:
Basra, denize yakın bir mıntıkaydı. Sahilden yapılan nakliyatla ihtiyaçlarını kolayca temin eder, pek yokluk çekmezdi. Buna rağmen bir sene Basra’da büyük bir buğday Kıtlığı oldu. kuraklık bütün bölgeyi kasıp kavurduğundan halkın büyük kısmı buğdaysız kalmıştı.
Geçimini ticaretle temin eden, İmamı Azam Ebu Hanife de o günlerde buğday alıp satıyordu. Basra halkının buğday sıkıntısı çektiğini duyunca deniz yoluyla oraya buğday göndermek istedi. Yüklediği bir motor dolusu buğdayı Basra’ya yollarken, ortağına da şu mealde bir mektup yazdı:

  • Muhterem ortağım! Basra halkının buğday sıkıntısı çektiğini işittim. Yüklediğim bir motor yükü buğdayı hemen yola çıkardım. Buğdayı teslim alır almaz toplanan halka satıver. İhtiyaçlarını karşılasınlar, daha fazla sıkıntı çekmesinler.
    Buğdayla birlikte mektubu da alan ortak malın başında toplanan müşteriler karşısında sevinmiş, buğdayı hemen satıvereceğini düşünerek memnun olmuştu. Ancak o sırada pazar bekçisi geldi ve Ona şu fikri telkin etti.
  • Efendi, sen buğdayı bugün satıverme. Cumaya kadar beklet. Zira Cuma günü hem çevre halkı Cuma namazı için Basra’ya toplanır, hem de o gün buranın pazarı kurulur, alıcılar çoğalır, fiyatlar da daha fazla yükselir. Malum ya, buğday kıtlığı var. Ne kadar bekletsen o kadar ihtiyaç şiddetlenir, fiyatta yükselir.
    Bu teklif ortağın aklına yatmıştı. Buğdayı bir hafta kadar beklettikten sonra Cuma günü pazara çıkardı. Kısa zamanda çok pahalı fiyatla sattı. Bu satıştan hasıl olan büyük miktardaki kârla birlikte malın bedelini, İmamı Azam’a gönderirken bu çok kârı nasıl elde ettiğine dair bilgiyi de mektubunda anlattı.
    Birkaç gün sonra İmamı Azam’dan tekrar bir mektup alan ortak şu satırları dikkatle okudu.
  • Muhterem ortağım! Buğdayı satmış çok fahiş bir kâr sağlayıp bana göndermişsin. Ben bundan sevinmek şöyle dursun, tam aksine çok üzüldüm. Buğdayı aldığın gün piyasaya arz edecek, halkın ihtiyacını karşılayacaktın. Halbuki sen buğdayı saklamış, ihtiyacın şiddetlenmesini beklemişsin. Böylece fiyatları yükseltmiş, ihtikâr yoluyla fazla kâr elde etmişsin. Şimdi senden tek isteğim şudur ki, kârı sana gönderiyorum. Eline geçer geçmez derhal Basra fakirlerini bir bir gez, tümünü onlara dağıt. Böylece helal kazancımıza haram karıştırmış olmayalım. Çünkü ihtikâr, yani istifçilik yoluyla sağlanan para helal değildir.*
    Zor zamanları, olağanüstü halleri, her türlü ahlaki değerleri hiçe sayma pahasına, sırf maddi çıkar elde etmek için, fırsatçılık yapmak isteyen insanlar, tarihin her döneminde piyasa çıkmışlar, bundan sonra da çıkmaya devam edecekler.
    Tüm dünyayı etkisi altına alan korona salgını da, bu tür fırsatçıları dünyanın her yerinde olduğu gibi az da olsa ülkemizde de piyasaya çıkardı. Medeniyet köklerimizden aldığımız cevherle, hem devlet hem de millet olarak, bu tür fırsatçıları engelleme ve olağanüstü zorluklarla mücadele konusunda tüm dünyaya, örnek olan bir tavır geliştirebildik. Zaman zaman kötü örneklerle karşılaşsak ta, dünya genelinde iyi bir noktada olduğumuzu sevinerek gözlemliyoruz.
    Tarih boyunca, zor zamanlar da kenetlenen, gözünü kırpmadan, acaba demeden, zor durumda olan herkese yardıma koşan bir millet olduk.**

  • *Ahmet ŞAHİN, Dini Hikayeler, s. 99,
    **http://www.gazeteilksayfa.com/mobi/mesleki-dindarlik-4-4237yy.htm