Bu sabah bir çığlıkla karşılaştım.Duyarlı bir öğretmenin haklı çığlığı. Bir tespitte bulunuyordu bu öğretmen, arkasından da kocaman bir çağrı…

Bizde modadır hani. Biri cazibesi yüksek bir eylem plânlarsa kayıtsız koşulsuz peşine takılır, sebep sonuç ilişkisini düşünmeden o eyleme balıklama atlarız.

Bugünlerde bir kampanya başlatmış yine bir grup öğretmen.

“23 Nisanda balkonlardan, pencelerden balon uçuruyoruz…” kampanyası.

Çığ gibi büyümeye başlamış bu kampanya. Boy boy görüntüler, alkışlar, destek mesajları, sevinç nidaları. Sosyal medya yıkılıyor adeta.

Görünce üzüldüm. Görünce içim acıdı. Olası sonuçlarını hayal edince hele…

Sadece olamaz, dedim.

Kampanya hassas bir noktadan, hassas değerler üzerinden planlanmış.

Bu hassasiyetlerin,

  1. 23 Nisan
  2. Çocuk
  3. Balon üzerinden planlandığına dikkatinizi çekmek isterim.

Düşünsenize 23 Nisan, bayram, çocuk, balon…

Cazibe yüksek!

Düşünüyorum da bu kampanyayı düzenleyenlerde hiç akıl, fikir yok galiba…

Nasıl yani?

Bu eylemin sonunda bir felaket ortaya çıkabilir, biliyorsunuz değil mi?

Açıklayalım.

  1. Bu kampanya sonucu binlerce, milyonlarca balon gökyüzüne bırakılacak.
  2. Milyonlarca plastik doğaya salıncak. Bu plastikler yıllarca düştüğü yerde ot bitmesini bile engelleyecek.
  3. Doğaya salınan bu plastikler doğal dengenin canına okuyacak.
  4. Öncelikle kuşlar, doğal dengeyi sağlayan arılar, böcekler, mikroorganizmalar çok büyük zarar görecek.
  5. Göçmen kuşların göç yolları değişecek, bir sürü hayvan yok olacak.
  6. Uçaklar etkilenecek. Belki uçaklar düşecek.
  7. İçindeki sıkışmış hava gökyüzüne karışacak. Balonun içinde yer alan diğer gazlarla kavga edecek.
  8. Balonların havada patlaması belki de başka ses olaylarını tetikleyecek.

Aslında bu kampanyayı düzenleyenleri analiz edince muhtemelen şöyle bir manzara çıkar karşımıza.

  1. Bu kampanyayı düzenleyenler kendilerini muhtemelen sosyal bir kişilik olarak tanımlarlar.
  2. Doğa dostu olduklarını iddia ederler.
  3. Bunlardaki hayvan sevgisi kimsede yoktur.
  4. Kadın ve çocuk sevgileri hat safhadadır.

Oysa düzenledikleri bu kampanya doğaya, hayvanlara, sosyal yapıya, kadına ve çocuğa çok zarar verecek bir girişim.

Bir de tahmin o zaman.

Şimdi bu yazıyı, bu kampanyayı düzenleyen biri okuduğunda muhtemelen bizi 23 Nisan karşıtı olarak değerlendirebilir. Hiç ilgisi olmadığını ilan etmek isterim. Amaç, bir hakikati dile getirmek, bu kampanyanın yol açacağı kötü sonuçları ortaya koymak, düzenleyicileri elbette bu kampanyadan vazgeçirmeye çalışmak.

Doğru, gökyüzü hepimizin. Gökyüzü insanların, kuşların, hayvanların, uçurtmların. Gökyüzü özgürlük demek. Gökyüzü bolluk, bereket…

Gökyüzü hepimizin ise eğer, ona sahip çıkmakta hepimizin asli görevi. Yoksa doğanın intikamı çok acı olur, çok…

Doğaya çok zarar vereceğini bildiğimiz bu kampanyayı düzenleyenleri bu fikirlerinden vazgeçmeye davet ediyorum. Gelin balonları balkonlara, camlara hep birlikte asalım. 23 Nisan coşkusunu hep birlikte yaşayalım.

Bu tür balon uçurma etkinliklerinin tarihte pek acı olaylara neden olduğunun özellikle bilinmesini gerektiğini bilmenizi istiyorum.

“Güneşin kızı” diyelim mi, o zaman.

gökyüzünün rengiydi uçurtmalar
güneşin kızı gibi
balaban, heybetli, gür

uçurtmaların dengiydi kırlangıçlar
ozanın sazı gibi
özgür

uçurtmaları vurdular
kırlangıçları da
güneşin kızı öldü

oyy

hiç ayağa kalkmadık
gönülde sızı sustu
hiç ayağa kalkmadık
ozanın sazı sustu

seyrettik olanları
gökyüzü bize güldü
seyrettik olanları
gökyüzü bize döndü (yi )

Önemli not: 1. Lütfen paylaşarak çoğaltalım.

  1. Balon etkinliklerinin tarihte yol açtığı felaketlere tanık olmak için tıklayınız. https://www.tarihiolaylar.com/galeriler/1986-yilinda-cleveland-de-bir-anda-1-5-milyon-balon-havaya-salindi-fakat-isler-pek-de-iyi-gitmedi-kutlama-faciaya-donustu-624?fbclid=IwAR2LoDwRKhE-zbruFgj3IFjyc7zEf3F_J96fLsvZ6imjRha2yOj6Jcsy0vY