Eline, beline, diline sahip ol.” demiş, Hacı Bektaşi Veli günümüzden 800 yıl kadar önce…

Tarihin derinliklerini aydınlatan bu sözü bilmeyenimiz yoktur. Pek çocuğumuz bir felsefeyi, ahlaki kuralları, toplumsal değerleri dile getirirken bu söze dokunur, manası üzerinde derin derin sohbet ederiz.

Çıplak gözle bakınca,h

  1. Eline sahip olmak: “Hırsızlık yapmamak, elini harama uzatmamak / kötülüklerden korumak, böylece kişinin kendisine, toplumun diğer bireylerine zarar vermekten sakınmak olarak algılanır.”
  2. Beline sahip olmak: “Zinadan sakınmak, harama kuşak çözmemek, namuslu ve dürüst olarak yaşama, ahlak sahibi olmak anlamında kullanılır.”
  3. Diline sahip olmak: “Kötü söz söylememek, küfür etmemek, dedikodu yapmamak, iftira ve yalandan sakınmak gibi erdemli davranışları çağrıştırır.”

Bu kavramları yukarıda açıklandığımız gibi algılamak yanlış mıdır, hayır.

Bizler, ahlaklı ve etik kurallara uygun, milli ve manevî değerlerimizin gerektirdiği gibi yaşamak istiyorsak elimize, belimize, dilimize sahip olmalıyız.

Ancak, 1209 – 1271 yılları arasında yaşadığı iddia edilen, Anadolu’nun Türkleşmesinde ve islamlaşmasında büyük gayret ve emeği olan Hacı Bektaşi Veli’nin bu sözüne tasavvufi açıdan bakınca bambaşka bir mana ile karşılaşırsınız.

Nasıl?

  1. Eline sahip olmak: “El, vatan demektir. Taşıyla, toprağı ile, insanıyla, yer altı / yer üstü zenginlikleri, kültürü, inanç yapısıyla, doğal ve tarihi dokusuyla tüm yurt sathı yani. Bu anlamda eline sahip olmak bütün bu yapıyı topyekun korumak, onun için çalışmak, önce vatan diyebilmektir. Çünkü vatan olmadan, vatanda hür olmadan yaşamanın pek bir anlamı yoktur.”
    El daha dar anlamda yaşanılan yer demektir, aynı zamanda. Şehir, mekân, yer, çevre. Ana yurdu, baba diyarı, doğduğumuz vatan parçası. Bu pencereden bakınca eline sahip olmak deyimi birlik olmak, beraber olmak, oluşabilecek olumsuzluklara, fenalıklara karşı durmak, mücadele etmek manası taşır.”(“Bizim elde koyun, kuzu meleşir / Çiftçi dayı toprağıyla güreşir. ” Y. İpekli)
  2. Beline sahip olmak: “Bel kavramının da birden çok manası vardır. Zaman zaman vatan kavramına karşılık olarak da kullanılmasına rağmen, esas olarak bugünkü modern tarıma geçmeden önce kırsalda yoğun olarak kullanılan üretim aracıdır. Alın terini, emeği, helal kazancı ifade eder. Bu anlamda baktığımız zaman beline sahip olma deyiminin üretim, üretme, toprak aşkı, tabiatı koruma, tabiata saygı karşılığı kullanıldığı görürüz. Ne güzel değil mi, belinle ürettiğini elinle, gönülden paylaşmak. (“Bahar sezonu gelince belini omuzuna alan köylüler, pantolonun paçalarını çorabın içerisine koyup hendek başına iner. Bereket duasını yapıp, ‘belleme benden bereketi Allah’tan’ diyerek demiri toprağa dikerler.” Yöresel)
  3. Diline sahip olmak: “Dile burada lisan manası yüklenmiştir. Coşkumuzu, hüznümüzü, sevdamızı, ağıtlarımızı, kavgamızı dile getirdiğimiz kelimeleri, hikayeleri, şiiri ifade eden Türkçemiz…
    Türkçe konuşmak, Türkçe yazmak yani.”
    (“Türklüğün vicdânı bir / Dini bir, vatanı bir / Fakat hepsi ayrılır / Olmazsa lisånı bir.” Z. Gökalp)

Ezcümle, “Eline, beline, diline sahip ol.” sözü elbette şahsi değildir, dar manada söylenmiş olamaz. Bu söz aslında insana bir büyük görev vermekte, sorumluluk da yüklemektedir. “Yurda, vatana, dile sahip olma şuuru. Gönül gözüyle şuurlanmak… “

Ayağın taşa takılsa, kalbini yokla.” sözünü 1200′ lü yıllarda söylenen bu bilgenin eline, beline, diline sahip ol, sözünün anlamını günümüzde daha iyi idrak etmeliyiz. Elimizi haramdan, belimizi zinadan, dilimizi küfürden korumalıyız ama; vatanımıza milletimize, dilimize daha çok sahip çıkmalıyız.

Çünkü, “Ne verirsen elinle, o da gider seninle!

Yusuf İPEKLİ / ipekli65@gmail.com